İnternet, Televizyon, Telefon, Bilgisayar Bağımlılığı

                               Televizyon, Bilgisayar, İnternet, Telefon Bağımlılığı

Bağımlılık nedir ? : Bir etkenin (madde, alkol, sigara, internet, televizyon, bilgisayar, oyun..) tekrarlayıcı kullanımı ile oluşan ve kullanılmadığında ortaya çıkan yoksunluk sendromunun ortaya çıkmasını önlemek için sürekli kullanma ihtiyaçı duyulan psikolojik ve fizyolojik bir durumdur. Bağımlılıktan söz edebilmek için kişi o etkenden uzaklaştığı zaman yoksunluk belirtilerini yaşaması gerekir. Bu yoksunluk belirtilerini yaşadığı zaman  tekrar etkeni kullanma ihtiyacı duyar. Diğer önemli bağımlılık kriteri etkene ulaşmak içinde elinden gelen bütün davranışları sergileyebilir (ör: yalan söyleme, izinsiz para alma, borç para alma, öfke nöbetleri,gizli yapma…). Bağımlılıkta süreklilik ve tekrarlayıcılık en temel kuraldır.

Bağımlılık gelişmesine rol oynayan  faktörlerin en başında genetik yatkınlık olmak üzere, kişilik özellikleri, arkadaş ve çevre ortamı, çocuk-aile iletişimi yer alır. Beyindeki dopamin adlı nörotransmitter haz ve ödül sisteminde önemli rol oynar. Bağımlılık gelişmesinde de haz ve ödül  en  önemli sistemdir.Yapılan çalışmalarda özellikle dopamin genlerinde sorun olduğu bulunmuştur. Bu konuyla ilgili bir çok gen araştırılmaktadır. Bir kısım gen direk bağlantılıyken bir kısım gen indirekt olarak bağımlılıkla bağlantılıdır.

Ergenlik dönemiyle (Kimlik kazanım dönemi) beraber arkadaşların önemi oldukça artar ve ebeveynlerin yerini alırlar. Ergen çevresinde kendi özelliklerine uygun bir rol , durum (statü ) bulmaya çalışır. Arkadaş rolünün bağımlılık üzerine etkisi en çok ergenlik döneminde olmaktadır.  Kendisini gösterme, çevresine kendisini ispat etme, merak, etrafına kendisini kabul ettirme, etrafına kendisi güçlü gösterme, rekabet, isyankarlık, istediği ortama girmek ve kabul görmek gibi nedenler bağımlılığa yatkınlığı artırır. Genetik etken olmamasına rağmen arkadaş ortamının kötü olması bağımlılığa yol açabilir.

Aile – Çocuk iletişiminin kopuk ya da yetersiz olması, ebeveynlerin bebeklikten itibaren rol model olamamaları, ebeveynlerin kendi aralarında iletişim sorunu yaşamaları, ebeveynler arasındaki çatışmalar ve tutarsızlıklar, ebeveynlerdeki bağımlılıklar, ebeveynlerin kural koymada sert, istikrarsız, çelişkili olmaları bağımlılık riskini artıran nedenler arasında sayılabilir.

Madde (esrar,eroin..), alkol, sigara bağımlılıkları son yıllarda giderek artarken son 20 yıldır ise günlük hayatta daha rahat ulaşılabilen Televizyon, Bilgisayar, İnternet  ve Telefon bağımlılığı ciddi anlamda artmaya başladı. Bağımlılık sınırı , eşiği çok ince bir çizgidedir. O sınır geçildiği zaman bağımlılık başlar ve giderek artar. Televizyon , Bilgisayar, İnternet ve Telefon Bağımlılığıda  diğer bağımlılıklar gibi birden başlar ve giderek artar. Bu etkenlerin gündelik hayatımızın her yerinde olmaları, günlük hayatımızı kolaylaştırmaları, gerektiği zaman ihtiyaç duymamız sorunun ne boyutta geldiğinin farkına varmamıza engel olmaktadır.

Madde, sigara, alkol bağımlılıklarını son yıllarda ergenlik dönemi başlarında ( ortalama yaş 11 ) görsekte Televizyon bağımlılığı bebeklik dönemiyle, bilgisayar bağımlılığı okul öncesi dönemde, internet bağımlılığı ergenlik dönemi öncesi , telefon ise okul döneminde ortalama olarak başlamaktadır. Ancak her çocuk ve ailede bu durum değişebilmektedir. Bir diğer durum ise bu bağımlılıklar beraber görülebileceği gibi bir biri ardına da başlayabilir.

                                                 TELEVİZYON BAĞIMLILIĞI

Türkiye ‘deki Televizyon Tarihi:

Türkiye’de ilk televizyon yayını 1968 tarihinde siyah-beyaz televizyonlarda tek kanal olan TRT ile başladı. Bu dönemlerde insanlar televizyonlardan sadece haber alabiliyorlardı. 1980 yılı ile beraber renkli televizyonlar hayatımıza girdi.1990 yılında ise özel kanallar yayın hayatına girmeye başladı. 1990 yıllarla beraber özel televizyonların devreye girmesiyle televizyonlar iletişimin dışında reklam, eğlence, yarışma, dizi ,film gibi toplumu farkında olmadan yönlendiren , merak uyandıran, ticaretin ön planda olduğu bir araç olmaya başladı. 2016 yılına geldiğimizde ise 17 si çocuk kanalı olmak üzere 500 kanal yayın hayatındadır.

2016 yılının sadece rakamları baktığımız zaman bile bir çok durumu açıklayabilir. Neden bu kadar çok televizyon kanalı arttı? Bu bir ihtiyaç mı ? soruları gündeme gelmeye başladı. Çoğu kişiye sorduğunuz zaman fazla televizyon izlemediğini ifade edebilir ancak konuşma sırasında konu, çoğu zaman televizyon programlarındaki olaylara gelir. Bağımlı kişiler çoğu zaman durumun farkında olmazlar. Tekrarlayıcılık beynin bütün bölümlerini yavaş yavaş işgal etmeye başlar. Aşırı televizyon izleyen bir çocuk bir süre sonra davranışlarını, konuşmalarını televizyonda izlediği karakterler gibi yapmaya başlar. Bebeklik süreci öğrenmenin temelinin atıldığı ve en hızlı öğrenmenin olduğu dönemdir. Yaşla beraber öğrenme ve gelişme hızı yavaşlar. Bu dönemdeki öğrenme sürecleri nasıl şekillenirse çocuk gelecek hayatında da aynı öğrenme şeklini sürdürür. Öğrenmeyi belirleyen en önemli faktör genetik olsa da erken yaştaki ciddi çevresel etkenlerde genetik olarak süreci çok etkilemektedir.

Bebek televizyonla ne kadar erken tanışırsa ve ne kadar çok zaman geçirirse o kadar çok etkilenir. Televizyon özellikle psikolojik gelişim basamaklarını durdur veya geciktirir. Zamanında oluşmayan psikolojik gelişim ilerleyen dönemlerde de telafisi çok zor olmaktadır. Süre çok ve erken olduğunda durumlarda gelişim basamakları televizyon kesilse bile yerine gelemeyebilir.

Televizyonun Çocuklara psikolojik yönden faydası var mı?

  • Televizyonun şimdiye kadar bilimsel olarak çocuklara herhangi bir alanda faydası olduğu tespit edilememiştir. Ancak psikolojik olumsuz etkilediği bir çok çalışmada kanıtlanmıştır. Zaman zaman aileler öğretici çizgi filmin faydası olur  diye düşünebilirler. En iyi öğrenme süreci somut ( gerçekçi olandır. Ör: televizyonda çizilmiş kırmızı elma gören bir çocuk sadece kırmızıyı görür. O anda görür ve biter. Gerçek  kırmız elmayı manavda babasıyla gören,dokunan,tadına bakan, koklayan çocuk beleğine daha kalıcı olarak atar. EN İYİ ÖĞRENME 5 DUYUYU KULLANILARAK YAPILANDIR.
  • Yapılan çalışmalar aşırı televizyon izlemenin, bağımlılıkta, tepkisel bağlanma bozukluğunda, depresyonda, öz güven eksikliğinde, davranım bozukluğunda , kaygı bozukluklarında ,uyku bozukluklarında rol oynadığı göstermiştir.

Televizyon bağımlılığın gelişmesinde risk oluşturan başlıca nedenler:

  • Her iki ebeveynin çalışması sonucu bakıcı yetersizliği ya da istismarı (bebeği ya da çocuğu çoğu zamanını televizyon karşısında oturtturma, televizyon karşısında yemek yedirtme, uyutma..),
  • Çocuğun çok hareketli ya da dikkat sorunu olması sonrası bakım verenin çocuğun hareketini azaltmak için televizyonu  açması
  • Etrafında yaşıtlarının olmaması nedeniyle bakım verenin çocuğun sıkılmasını azaltmak için TV açması
  • Çocuğun gelişimine ve öğrenmesine faydası olur düşüncesiyle bakım veren tarafından tv açılması
  • Ebeveynlerin ya da bakım verenlerinde tv bağımlı olmaları
  • Ebeveynler arasındaki çatışmalar
  • Maddi yetersizlikler
  • Sosyal ve Çevresel desteğin az olması

Televizyon hiç mi hayatımızda olmamalı?

  • Televizyonun icat amacına bakacak olursak bir birine ulaşamayan insanlara bilgi vermekti. İlk yıllarda bu amaca hizmet etti. Ancak zamanla bilgi verme amacı yerini reklamlara, ticarete, insanları yönlendirmeye (algı yönetimi) bıraktı. Ör: reklamlarda izlediği bir yiyeceği çocuğun markete gidip istemesi ve alınmadığı zaman ısrar ederek kendisini yerlere atması..
  • Ebeveynlerin seçtiği bilgi vermek amaçlı olan programları sürekli ve tekrarlayıcı olmamak şartıyla ailelerin kendi istekleriyle çocuklar televizyon izleyebilir. Bu programlarında sayısının oldukça çok az olduğunu belirtmekte fayda var.
  • Ailelerin çocuklarıyla bu programları izlemesi önemlidir.  Eğer ailenin zamanı yoksa izlediği programın bilgi amaçlı olduğunu ailenin önce izleyip karar vermesi gerekir.
  • İzlediği programın yaşınada uygun içerikli olması önemlidir.
  • Vurdulu kırdılı, hayal gücü çok olan, abartılı, gerçekten çok uzan, yanlış mesajların verildiği, programlardan uzak durmak diğer dikkat edilmesi gereken noktadır.

                                                   BİLGİSAYAR BAĞIMLILIĞI

Bilgisayar en basit tanımıyla bir matematiksel işlem yapan hesap makinesidir. Abaküs bilgisayarın temelini oluşturur. Aslında bilgisayarın tarihi 2000 yıl öncesine dayanır. 1937 yılında elektronik devreler kullanılmaya başlanmış olup günümüzde kullandığımız bilgisayarların alt yapısı oluşturulmuştur. Ülkemizde ise ilk bilgisayar 1960 yılında Devlet Karayollarında kullanılmaya başlanmıştır. 1973 yılında türkiyede 82 adet bilgisayar bulunmaktaydı. 2016 yılına geldiğimizde ise bu sayı 200 milyon civarındadır.

İlk bilgisayar oyunu 1958 yılında oynanmaya başlanmıştır.  1972 yıllında masatenisi oyunu olan “Pong”,1980 yılında “Pac-man” oyun sektörüne girmiştir. 1982 yılında ise ilk kişilsel bilgisayar olarak Commadore 64 piyasaya çıkmıştır. 1989 yılında  Nintendo tarafından el konsoluyla oynanan Gameboylar piyasaya sunulmuştur. 1992 yılı ile beraber ise 3 boyutlu oyun olan Wolfenstein en popüler olmuştur.  1990 yıllarının başıyla beraber hem internetin devreye girmesi hem de bilgisayar teknolojisinin ilerlemesiyle ile bu süreç hızlanarak devam etmiştir.

İlk internet  kullanımı dünyada bilgisayarların gelişmesiyle 1970 yıllarda başlar. Türkiye’de ilk internet kullanımı ODTÜ de 1993 yılında başlar.  Yapılan çalışmalarda Türkiye’de intenet kullanımı 2003 yılında yüzde 11 iken 2016 yılı itibariyle yüzde 58 e çıkmıştır. 2016 yılı itibariyle ülkemizde 42 milyon (Nufüsun % 53 ü) kişinin aktif sosyal medya hesabı bulunmaktadır.Türkiye’de son on yıla baktığımızda ise, internet kullanıcı sayısı 2 milyondan 35 milyona yükselerek, yüzde 1750 artış görmekteyiz.

Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya platformları:

  • % 32 ile Facebook
  • %24 ile WhatsApp
  • %20 ile Facebook Messenger
  • %17 ile Twitter
  • %16 ile Instagram

*Türkiye’deki internet kullanıcılarının %77’si her gün internete giriyor!!!!

  • Tablet, laptop veya masa üstü bilgisayarda  günlük ortalama internet kullanımı: 4,5 saat
  • Mobil telefondan günlük ortalama internet kullanımı: 2,5 saat
  • İnternet kullanan kişilerinde günlük televizyon izleme süresi: 2 saat

DÜNYA ‘ DA

  • Laptop veya masa üstü bilgisayardan internete bağlanma oranı: %56 (Geçen yıla göre %9 azaldı)
  • Mobil telefondan internete bağlanma oranı: %39 (Geçen yıla göre %21 arttı)

TÜRKİYE’DE

  • Laptop veya masa üstü bilgisayardan internete bağlanma oranı: %51 (Geçen yıla göre %25 azaldı)
  • Mobil telefondan internete bağlanma oranı: %46 (Geçen yıla göre %55 arttı)

 AKILLI TELEFONLARLA EN ÇOK NE YAPILIYOR?

  • Mesajlaşma uygulamalarını kullanım oranı: %43
  • Mobilden video izleme oranı: %36
  • Mobilden oyun oynama oranı: %28
  • Lokasyon bazlı servisleri kullananların oranı: %37
  • Mobil bankacılık kullanım oranı: %35

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir