Tepkisel Bağlanma Bozukluğu ( Aşırı Televizyon İzleme )

                                               TEPKİSEL BAĞLANMA BOZUKLUĞU

( Aşırı Televizyon İzleme Hastalığı)

Çocuğun ruhsal gelişiminde temeli oluşturan Güvenli Bağlanma çocuk ve bakım veren arasında ilk 1 yılda gelişir. Çeşitli nedenlerden dolayı güvenli bağlanma gelişmeyebilir. Bu nedenlere örnek verecek olursak : gün içerisinde aşırı televizyon, bilgisayar, I-pad..ile zaman geçirme,bakım verenin psikolojik durumu (depresyon, kaygı bozukluğu..), bakım verenin istikrarsız ve çelişkili iletişim kurması,sık bakım veren değişikliği gibi örnekleri sayabiliriz. Güvenli bağlanma sağlıklı şekilde geliştiği zaman çocuğumuzda temel güven duygusu gelişir. Temel güven duygusu geliştiği zaman ilerde çocuğumuz kendisine güvenen, ne istediğini bilen, sosyal iletişimi gayet sağlıklı bir birey olur.

Bebek-Anne arasındaki ilk iletişim fizyolojik gereksinimlerin (açlık, sıcaklık, alt kuruluğu..) karşılanması üzerine kurulur. 2 aydan sonra ise sosyal iletişim gözle görülür hale gelir. Aslında anne karnından itibaren bu süreç başlar ancak bizlerin farketmesi 2. aydan sonra olur. 2. ayla beraber bebekler birincil bakım verenine (anne,bakıcı..) gülümsemeye ve onunla göz temasını artırmaya  başlar. Bakım verenini gözle takip etmeye, onunla karşılaştığı zaman mutluluğunu belli etmeye başlar. 6 aylıktan itibarende birincil bakım verenle yabancı kişiler arasındaki fark etme oldukça artar ve bakım verenini kaybetme kaygısı başlar. Bakım verenden ayrılma kaygısı 9 ay itibariyle en yükseğe ulaşır ve 3 yaşa doğru gittikçe azalarak yok olur.

Tepkisel Bağlanma Bozukluğu bebeklerin duygusal, fiziksel, sosyal gereksinimlerinin karşılanmadığı durumlarda ortaya çıkarn bir psikiyatrik bozukluktur. Dönem dönem bu gereksinimler her aile tarafından çeşitli nedenlerde karşılanmayabilir. Tepkisel Bağlanma Bozukluğunun gelişebilmesi için bu gereksinimlerin uzun süreli ve şiddetli olması gerekir. Ancak bebeklerin genetik yapısı nedeniye bir bebek için az olan ilgilenmeme diğer başka bir bebek için fazla olabilir. Bu nedenden dolayı her bebeğin durumunu kendine göre değerlendirmek gerekir. Tepkisel Bağlanma Bozukluğu olan çocuklar tarihte ilk olarak 1900 yılların başında tanımlanmaya başlanmıştır. İlk vaka tanımlamaları yurtta kalan çocuklarda yapılmıştır. O dönemlder yurtta kalan , az ilgilenilen çocuklarda gözlenmiş ve anne yoksunluğu gibi tanımlar kullanılmıştır. Sonrasında ise sadece ilgilenmeme değil bunun yanı sıra kötü muamelerinde buna yol açabileceği gösterilmiştir.

Tepkisel Bağlanma Bozukluğunun en temel belirtisi gelişim düzeylerine göre bebek ve çocukların uygunsuz sosyal ilişki kurmalarıdır. Tepkisel Bağlanma Bozukluğu kendisi iki şekilde gösterir. Bazı bebek ve çocuklar kimseyle iletişim kurmazken bazıları ise yaşına göre abartılı şekilde sosyal ilişki kurarlar. Kimseyle iletişim kurmayan,kendi dünyasında yaşıyan gruptaki çocuklar çoğu zaman aileleri tarafından otizm olabilir mi şüphesiyle doktorlara getirilir. Herkesle abartılı sosyal iletişim kuran çocuklar ise genelde aileleri tarafından dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik şikayetleriyle doktorlara götürülür.

Tepkisel Bağlanma Bozukluğu toplumda görülme sıklığı yaklaşık olarak % 1 civarındadır. Ancak yapılan son çalışmalarda farkındalığın artması nedeniyle bu sayı artmaktadır. Yurtlarda yapılan çalışmalarda ise bu oran % 40 lara kadar çıkmaktadır.

 BELİRTİLER 

*Yaşıtlarına ve gelişim düzeyine göre belirtileri değerlendirmek gerekir…

  • Göz temasının az olması
  • Yaşıtlarıyla sosyal iletişime geçmekte zorlanma ya da olmaması
  • Seslenince sanki duymuyormuş gibi tepki vermeme
  • Tanıdığı ya da tanımadığı kişilerle yabancı korkusu olmadan sosyal iletişime geçmesi
  • Konuşmada gecikme
  • Daha çok yalnız kalmayı tercih etme
  • Yaşıtlarıyla karşılıklı oyun başlatmakta ve sürdürmekte zorlanma

Yukarda saydığımız belirtilerin çoğu Otizmde de gözlendiği için çoğu aile bu durumu çoğu zaman otizmle karıştırılır.

Tepkisel Bağlanma Bozukluğuna yol açan çevresel etkenler

  • Bakıcıların yeterince ilgilenmemesi (aşırı televizyon izletirme, aşırı ev işi yaparak çocukla ilgilenmeme..)
  • Aşırı televizyon, bilgisayar,telefon ile zaman geçirme (ör: hareketli diye annenin başedememesi nedeniyle televizyon açması ve çocuğun sakinleşmesi ya da yemek istemeyen çocuğa televizyon ile yemek yedirme..)
  • Çok sık bakıcı değişmesi
  • Birincil bakım veren tarafından fiziksel ya da duygusal istismara uğrama
  • Çevrede sosyal iletişimi sağlayabileceği ortamın olmaması (ör: apartamda yaşıtlarının olmaması..)
  • Birincil bakım verenin depresyonu ya da çevresel desteğin olmaması sonucu çocuğun bakımını yapmada zorlanması ya da yapamaması

***Durumun erken farkedilmesi ve acil olarak Çocuk ve Ergen Psikiyatristinden yardım alınması çok önemlidir. Erken tanı ve tedavi ne kadar erken olursa çocukların normal psiklojiye tekrar kavuşması o kadar kolay olur. Aksine geç kalındığında ise oturmuş davranışların değişmesi zaman almaktadır…

 

rbb13rbb12rbb11rbb9rbb8rbb7rbb4rbb5rbb3rbb2rbb0rbb1

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir