Bebek ve Çocuklarda Beslenme ve Yeme Bozuklukları

                                Bebek ve Çocuklarda Beslenme ve Yeme Bozuklukları

Beslenme önce fizyolojik sonrasında da psikolojik olarak anne karnında başlar. Anneler ilk hamile kaldıklarını öğrendikleri andan itibaren bebeklerinin gelişimi için kendi yeme düzenini değiştirmeye başlar. Sadece annenin etkisi değil bu aşamada anne dışındaki baba ve aile büyükleride annenin beslenmesi üzerine etkileri olmaya başlar. Aslında anne karnındayken çocuk dış dünyadaki yeme düzeniyle annenin yeme düzeni ve içeriği sayesinde tanışmaya başlar. Doğduktan sonrada bu süreç anne sütü ile devam eder. Sağlıklı ve normal beslenme davranışı anne ve bebek arasındaki duygusal iletişimin iyi gelişmesine bağlıdır. Duygusal gelişimi bir çok neden etkiler. Kaygılı, müdaheleci, bebeğin o an ne istediğini hissedememek ,annenin depresyonda olması ,ebeveynler arasındaki çatışmalar olumsuz bir kaç nedene örnek olarak verilebilir.

Çocuklarının ilerileyen dönemlerindeki yeme paterni anne karnındayken başlar. Doğduktan sonra çevresel etkenler, anne-bebek etkileşimi ile yeme paterni ortaya çıkar. Doğumdan sonrası ilk 6 ay temel besin kaynağı bebek için anne sütüdür.Bu dönemde ek gıdaya bebekler ihtiyaç duymaz.Ancak düşük doğum ağırlığı ya da beslenme zorluğu gibi nedenlerle doctor kontrolünde mama takviyesi yapılabilir. 6 aydan sonra ise yavaş yavaş ek gıdaya geçiş başlar. Bu sırada çocukların anne sütü alması önerilir.

6 – 9 ay arasında yarı kıtaya geçiş zamanıdır.Bu dönemlerde emmeye alışmış çocuklar refleks olarak dilleriyle besinleri dışarı itebilirler. Bu durum anneler tarafından bebeğin besini beğenmediği şeklinde yorumlanabilir. Yarı kıtaya geçiş dönemi çocukların yemeve yutma ile ilgili kaslarının gelişimi açısından önemlidir. Kaygılı anneler tarafından bu dönemim geç başlatılması nedeniyle çocukların yeme davranışını geciktirmesi ve yeme davranışının oturmaması olasıdır.Püreli besinleri uzun süre vermek bu gelişimi oldukça geciktirir.Yemeye alıştıkça bu refleks ortadan kaybolur. 9 aydan sonra ise dil gelişimlerinin olmasıyla beraber pütürlü gıdalara geçilir. Anne karnında yaşadığı süreç ve daha sonrasında anne sütü sayesinde bebekler daha önceden besinlerin tatlarıyla tanışmışlardır.Bebekler ,anne sütündeki anne savunma hücrelerinin ürettiği Immunglobulinler sayesinde dış çevreden mikroplara karşıda korunaklı hale gelir.

9. aydan itibaren çocukların etrafı ve kendi bedenlerini tanımaya başladıkları için yediklerini ağızlarından dışarı çıkarır, tekrar alır, bir kısmını etrafa sürer, döker, atar gibi eylemleri tamamen normal gelişimin parçasıdır. Bu dönemlerde kızmamak ve olabildiğince izin vermek ilerleyen dönemlerin rahat ve güvenli geçmesi açısından önemlidir. 1 yaşından sonra ise dişlerin daha da gelişmesi, motor gelişim sayesinde biberondan kaşığa diğer tabirle kendi kendine beslenme dönemi başlar.1 yaşından sonra artık bebekler bebek olmaktan çıkıp çocuk olmaya başlarlar. Artık aynı sonfrada kendi tabak,çatal,kaşığıyla diğer aile fertleri gibi yemek yemeye başlar.

Artık sözel iletişimin ve fiziksel gelişimi sayesinde yemek tercihlerini ifade etmeye başlar. Bu nedenden dolayı beslenme sorunlarının en çok çıktığı dönemdir. Çoğu zaman aile bireyleri boğazına bir şey kaçar , çatalı gözüne batırır , etrafa döker, kıyafetlerini kirletir, az yer diye bu sisteme müdahele eder. Aşırı kaygılı ve titiz ebeveyn tutumu (eline çatal vermemek, yeni gıdalar tattırmamak, her kaşıktan sonra ağzını silmek gibi..) çocukların yeme zevkini almasını engeller. Çocuğun yeme davranışından zevk almaması da sağlıklı beslenme gelişimini olumsuz yönde etkiler. Normal olarak 1 yaşından önce büyüme gelişmesi için bebeklerin iştahı fazlayken 1 yaşından sonraa büyüme gelişme yavaşladığı için çocukların yeme miktarları azalır. Bu azalmada çoğu ebevyn tarafıdan hastalandı mı , neden yemiyor gibi kaygıların ortaya çıkamsına ya da var olan kaygıların artmasına neden olur.

Yaşla beraber büyüme dönemleri dışında iştahın azalması normal bir süreçtir. İlk aylarda daha fazla kilo alırken bu kilo almaların azalması tamamen normaldir. Ailelerin en çok yaşadığı beslenme sorunları: yeme reddi ( az miktarda ya da hiç yememe), yemek seçme ( bir kaç çeşit besini seçme, hep bu besinlerle beslenme konusunda ısrarcı olma), yaşına göre katı ya da yarı katı gıdaya geçememe, kendi kendine beslenme alışkanlığının gelişmemesi, besinleri ağzında bekletme, yutma sorunları( çiğnemeden yutma ya da çok çigneme) , kusma. Bu sorunlar normal gelişim gösteren çocukların yaklaşık yüzde 30’unda, gelişim geriliği olan çocuklarda ise ortalama olarak yaklaşık yüzde 60’ında görülür. Bu sorunlar normal gelişimin bir parçası olarak kısa dönemlerde ve az şiddette görülebilir.Ancak sorunun şiddeti , süresi artığında ve buna bağlı olarak çocuğumuz kilo kaybettiğinde ya da gelişiminde duraksama olduğunda çocuk ve ergen psikiyatrisinden yardım almamız gerekir. Bilimsel tanı kriterlerine göre Bebek ve Küçük Çocukların Beslenme ve Yeme Bozuklukları 3 alt grupta toplanmıştır. Bunlar:

1) Ruminasyon Bozukluğu

2) Pika

3) Bebek ve Çocuklarda Beslenme Bozukluğudur.

 

Ruminasyon Bozukluğu:

Bulantı, kusma, tiksinme sonrası mide içeriğinin tekrarlayıcı ve istemli olarak ağza getirilmesi ve çiğnenmesi durumudur. Bu davranış çocuk yalnızken , elini ağzına götürüp kusmasıyla başlar. Sonrasinda ise bunu karın kaslarını kullanarakta yapabilir hale gelir. Mide içeriğinin ağza gelmesinden haz duyarlar. Bu davranışın başlama yaşı 3 ay-12 ay arasıdır ve erkeklerde daha fazla görülür. Bu davranışın ortaya çıkmasında anne- bebek arasındaki iletişim ve etkileşimin az ya da hiç olmaması, fiziksel ve duygusal yönden bebeğin ihmal edilmesi yatar. Duygusal hazzı yaşayaman bebekler bu tür darvanışlar geliştirerek bu hazzı kendi başlarına sağlayabilirler. Ruminasyon bozukluklarının gelişimini aynı zamanda mide içeriğinin yeme borusuna kaçması(özefegeal reflü) da tetikleyebilir.

Pika:

Besin özelliği olmayan,yenilebilir olmayan maddelerin ısrarla çocuklar tarafından yenilmesi durumudur. Bu maddelere örnek verecek olursak saç,sıva,kumaş,kum,tebeşir,boya,taş,toprak,kauçuk,kalem,silgi… Bu maddelerin yenmesi sonucu çocuklar kansızlık, Ishal ,kabızlık, mide ve bağırsak sorunları yaşarlar.Pika genelde çocukların yürümesi ve etrafa ulaşmasıyla beraber başlar. Bütün çocuklar gelişimlerinin 9 ay ve sonrasında ellerine geçen maddeleri tanımka amaçlı ağızlarına götürürler. Pikada ise hem süre hem de aynı maddeleri tercih etme davranışı gelişir. Pika erkeklerde kızlardan daha fazla gözlenir. Gelişim geriliklier,yaygın gelişimsel bozukluklarda ve psikotik bozukluklarda pika gelişim daha fazladır. Bazı çalışmalar pikas sonrası kansızlığın gelişitiğini gösterse de bazı çalışmalar kansızlık sonrası pika geliştiğini gösterir. Maddi yetersizlikleri, duygusal ve fiziksel istismar ve aile içi çatışmalarla pika arasında yapılan çalışmalarda yakın ilişki gösterilmiştir. Ayrıca pikası olan çocukların yakın akrabalarında da pika öyküsü mevcuttur.

Bebeklerde ya da Küçük Çocuklarda Beslenme Bozukluğu:

Bebeklerde ya da Küçük Çocuklarda Beslenme Bozukluğu son yıllarda ön plana çıkan bir sorundur. Beslenme bozukluğu ile ilgili sorunlar bebeğin doğmasıyla beraber başlar. Anne ve bebek arasındaki etkileşim çok önemlidir. Anne mutsuz,kaygılı,ilgisiz ,müdahelecei ise bu bebek tarafından çok çabuk farkedilir. Bebeğin hayata tutunabilmesi için mutlu ve huzurlu bir anneye ihtiyacı vardır. Hayat şartlarından dolayı çoğu anne çalışmak zorunda kalmaktadır.Annenin yerine bebeklerle ilgilenen bakıcılarında aynen anneler gibi sorumlulukları vardır. Bazen beslenme sürecinde ortaya çıkan travmatik olaylarda(besinin nefes borusuna kaçması, doğuştan var olan anomaliler,kusma..) beslenme sorunlarına yol açabilir. Bazı çocukların duyusal hasasiyetleri diğer yaşıtlarından farklıdır. Bundan dolayı yemek seçme davranışı ortaya çıkabilir.Bazı psikiyatrik bozukluklarda da yeme sorunları daha fazla olur.Yaygın gelişimsel bozukluklar,obsesif kompulsif bozukluğu olan çocuklar özellikle yemek seçerler.Çoğu zaman aileler bunun farkında olmadan çocuklarında yeme konusunda ısrar edebilirler.Bir diğer durum ise bebeklerin yeme sorunları osefegeal reflü, ksitik fibrozis, çölyak hastalığı, metabolik bozukluklar ,kardiyak hastalıklara bağlı olabilir.

yeme1 yeme2 yeme3 yeme4 yeme5 yeme6 yeme7

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir