ERGENLERDE YEME BOZUKLUKLARI

                                              ERGENLERDE YEME BOZUKLUKLARI

Ergenlerde yeme bozuklukları 3 alt tipten oluşur. Bunlar Anoreksiya Nervoza, Bulimia Nervoza ve Tıkınırcasına Yeme Bozukluğudur. Bunların dışındada başka türlü adlandırılamayan yeme bozuklukları mevcuttur.

                                                             ANOREKSİYA NERVOZA

Toplumda manken hastalığı olarak bilinir. Anoreksiya Nervoza eskiden ergenlik dönemlerinde başlar denilirken son yıllarda bebeklik döneminden itibaren tanı konmaya başlanmıştır. Klasik bilinen Anoreksiya Nervoza 14 yaş civarında başlar. İlk Anoreksiya Nervoza vaka tanımlamarı 1800 yılların sonunda yapılmıştır. Anoreksiya Nervozada kişi zayıf bir bedene sahip olma arzusuyla ve kilolu olmaktan aşırı korkmasıyla yeme davranışını kısıtlar. Kilo almamayı ise çeşitli yöntemlerle yapmaya çalışır. Bunlara bir kaç örnek verecek olursak: besin alım miktarını azaltma , kendi kendini kusturma, laksatif ya da diüretik(idrar söktürücü) ilaçlar kullanma , aşırı egzersiz yapma,s akız çiğneme, aşırı su içme, aşırı yürüyüş yapma… İlk başlangıçta kilolarından rahatsız olmaya başlarlar. Sonrasında ise kilo verdikçe kendilerini daha kilolu zannetmeye başlarlar. Başladıkları diyete durmadan devam ederler. İlk başta bu diyet kontrol altında iken sonradan kontrolden çıkar. Aynaya baktıkları zaman kendilerini kilolu ya da resimlerini çizdikleri zaman kendilerini kilolu çizerler. Beden algıları bozulmuştur. Aşırı kilo vermeye bağlı olarak tıbbi sorunlar ( kansızlık, kemik erimesi, adet görememe,elektrolit dengesizlikleri..) çıkmaya başlar. Anoreksiya toplumda görülme sıklığı yaklaşık olarak 0.5% dir. Kızlarda erkeklere göre 10 kat daha fazla görülmektedir. Az oranda gözükmesine rağmen psikiyatrik hastalıklar içerinde ölüm oran (yaklaşık % 5) en yüksek olandır. Anoreksiya Nervoza ergenlikle beraber başlar. Cinsel ve fiziksel gelişimleri durur. Önce adetleri düzensizleşir sonrasında ise adet görmemeye başlarlar. İlk önce beden ağırlıklarının yaklaşık olarak % 30’unu kaybederken daha sonrasında bu oran %50’lilere ulaşabilir. Anoreksiya Nervozalı ergenler titiz, mükemmeliyetçi, sessiz,sakin, arkadaş çevresi az, öfkesini direk göstermeyen , öz güveni düşük kişiler olarak göze çarparlar. Anoreksiya Nervozada diğer gözlenen psikiyatrik hastalık oranlarıda fazladır. Bunların başında kaygı bozukluları, duygudurum bozuklukları, alkol – madde kullanım bozuklukları sayılabilir. Anoreksiya Nervozalı ergenlerin öyküsünde cinsel istismar olması diğer psikiytrik bozukluklara göre daha fazladır.

Tanı Kriteleri:

1) Yaşına ve boyuna göre beklenen kilosunun %85 ‘inin altında olacak şekilde

kilo almama

2) Yaşına ve boyuna göre beklenen kilosunun altında olmasına rağmen kilo

almaktan ya da şişman olmaktan korkma

3) Beden algısının bozulması- kendi kilosunu değerlendiriken normal ya da aşırı

kilolu olduğunu ifade etmesi ve buna göre davranması

4) Adet düzensizliği ya da adet görememe

 

Anoreksiya Nervoza uzun yıllardır tanımlanmasına rağmen nedeni tam olarak bulunamamıştır. Yapılan çalışmalarda psikolojik nedenler ön plana çıkmaktadır. Bunların başında da bebeklik döneminde başlayan anne-bebek ilişkisi yatar. Anoreksiya Nervozalı ergenlerin anneleri , yakın ve ilgili gibi gözükse de aslında çocuklarından uzak ve duygularını göstermekte zorlanan kişilerdir. Bazı yapılan çalışmalarda Anoreksiya Nervozanın altında genetik yatkınlığın olduğunu göstermektedir. Anoreksiya Nervozanın tedavisinde geçerliliği kanıtlanmış tek tedavi yöntemi yoktur. Her olgunun öyküsü ve tedavisi farklıdır. Kilo kaybının az olması, aile ve sosyal desteğin olması, erken tanı , beden algısının fazla bozulmaması tedaviye yanıtın olumlu olacağını gösteren bir kaç etkendir. Tedavi, olguya göre değişmekle beraber psikoterapi, bilişsel davranışçı tedavi ve medikal tedavi ile yapılmaktadır.

                                                                BULİMİA NERVOZA

Toplumda yediklerini kusma hastalığı olarak bilinir. Bulimia Nervoza Anoreksiya Nervozadan farklı olarak kiloları normal sınırlarda ya da üzerindedir. Bulimia Nervoza 16 yaş civarında başlar. İlk Bulimia Nervoza vaka tanımlamarı 1900 yılların sonunda yapılmıştır. Bulimia Nervozada kişi engelleyemediği aşırı yeme nöbetleri yaşar. Daha sonra yediklerinden kilo almamak için kendi kendini kusturma , ishal yapıcı ya da idrara çıkartıcı ilaçlar kullanma gibi yöntemlere başvururlar. Yeme nöbetleri çok kısa sürede kalori miktarı yüksek besinleri tüketme şeklindedir. 2000 kcal üstünde yemek yiyebilirler. Yemekler daha çok karbonhidrat ağırlıkıdır. Yeme nöbeti sırasında haz duyulurekn sonrasında rahatlama arkasından ise pişmanlık duygusu ortaya çıkar. Bu süreç kısır döngü şeklinde devam eder. Bu aşırı yeme nöbetlerinden sonra depresif bir ruh haline bürünürler. Bulimia Nervozada da Anoreksiya Nervozada olduğu gibi beden ağırlığı ile aşırı uğraş vardır. Yine şişmanlama korkusu vardır. Bulimia Nervoza toplumda görülme sıklığı yaklaşık olarak 1% dir. Kızlarda erkeklere göre 10 kat daha fazla görülmektedir. Anoreksiya Nervoza kadar olmasa da ölüm oranları yine yüksektir. Bulimia Nervoza geç ergenlik döneminde başlar. Cinsel ve fiziksel gelişimleri Anoreksiya Nervozdaki gibi etkilenmez. Bulimia Nervozalı ergenler dürtüsel kişiler olarak göze çarparlar. Bulimia Nervozada diğer gözlenen psikiyatrik hastalık oranlarıda fazladır. Bunların başında kleptomani, kontrolsüz cinsel yaşantı, davranış bozuklukları, kaygı bozukluları, duygudurum bozuklukları, alkol – madde kullanım bozuklukları sayılabilir.

Tanı Kriteleri:

1) Yineleyen tıkınırcasına yeme atakları

2) Yemek atakları sonrası kilo almamak için kendisini kusturma, ishal yapıcı ya

da idrar söktürücü ilaçlar kullanma, aşırı egzersiz gibi kilo verdirici

davranışlarda bulunma

3) Kilo almaktan korkma

 

Bulimia Nervozada uzun yıllardır tanımlanmasına rağmen nedeni tam olarak bulunamamıştır. Yapılan çalışmalarda psikolojik nedenler ön plana çıkmaktadır. Bunların başında da bebeklik döneminde başlayan anne-bebek ilişkisi yatar. Bulimia Nervozalı ergenlerin anneleri , yakın ve ilgili gibi gözükse de aslında çocuklarından uzak ve duygularını göstermekte zorlanan kişilerdir. Bazı yapılan çalışmalarda Bulimia Nervozanın altında genetik yatkınlığın olduğunu göstermektedir. Bulimia Nervozanın tedavisinde geçerliliği kanıtlanmış tek tedavi yöntemi yoktur. Her olgunun öyküsü ve tedavisi farklıdır. Aşırı yeme nöbetlerinin az olması, aile ve sosyal desteğin olması, erken tanı , beden algısının fazla bozulmaması tedaviye yanıtın olumlu olacağını gösteren bir kaç etkendir. Tedavi, olguya göre değişmekle beraber psikoterapi, bilişsel davranışçı tedavi ve medikal tedavi ile yapılmaktadır.

                                    TIKINIRCASINA YEME BOZUKLUĞU

Anoreksiya Nervoza ve Bulimia Nervozadan daha az bilinmesine rağmen son dönemlerde oldukça görülmektedir. Adı başında tıkınırcasına yeme nöbetleri olur ama Bulimia Nervozadaki gibi bu tıkınırca yemenin kilo yapıcı etkisini azaltmak için ergenler bir davranışta bulunmazlar. Tıkınırcasına yeme bozukluğu toplumda görülme sıklığı yaklaşık olarak %2 dir. Kızlarda erkeklere göre 5 kat daha fazla görülmektedir. Tıkınırcasına yeme atakları sonrası kilo almama davranışları olmadığı için ergenler genelde aşırı kiloludur. Kısa süre içerisinde çok miktarda yemek tüketirler. Yeme sırasında kontrolü kaybedeler ve Bulimia Nervozadan farklı olarak yeme atakları sırasında haz alırlar. Bu yeme atakları sırasında genelde yalnız olmayı tercih ederler. Aynı Bulimia Nervozadaki gibi yeme atağı sonrası depresif ruh haline bürünürler. Tıkınırcasına Yeme Bozukluğunda da diğer gözlenen psikiyatrik hastalık oranlarıda fazladır. Bunların başında kaygı bozukluları, duygudurum bozuklukları, alkol – madde kullanım bozuklukları sayılabilir.

Tanı Kriteleri:

1) Yineleyen tekrarlayıcı yeme atakları

2) Yineleyeci yeme atakları- belli zaman diliminde çoğu ergenin yiyebileceği

besin miktarının çok üzerindedir

3) Yineleyici yeme atakları sırasında yemeyi kontrol duygusu ortadan kalkmıştır

4) Yineleyici yeme atakları sonrasında bu durumdan rahatsız olma

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğunun nedeni tam olarak bulunamamıştır. Yapılan çalışmalarda psikolojik nedenler ön plana çıkmaktadır. Tıkınırcasına Yeme Bozukluğunun tedavisinde geçerliliği kanıtlanmış tek tedavi yöntemi yoktur. Her olgunun öyküsü ve tedavisi farklıdır. Kilo alımının fazla olması, aile ve sosyal desteğin olmaması, geç tanı, kilo almaktan rahatsız olmama, tedaviye yanıtın olumsuz olacağını gösteren bir kaç etkendir. Tedavi, olguya göre değişmekle beraber psikoterapi, bilişsel davranışçı tedavi ve medikal tedavi ile yapılmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir